TELİF HAKLARININ ULUSLARARASI ALANDA KORUNMASI

 

Av. Gülşah Güven

I.Genel Olarak

Fikri Mülkiyet; fikir ve sanat eserleri (telif hakları), patentler, faydalı modeller, tasarımlar, markalar, coğrafi işaretler, yeni bitki çeşitleri, gen teknolojisi, bilgisayar programları, veri tabanları, ticaret unvanları ve işletme adları, alan adları, know-how ve ticari sırları, entegre devre topografyaları, biyoteknolojiyi ifade eden bir üst kavramdır.

Esasında fikri mülkiyet iki ana başlıkta incelenmekte olup bu başlıklar;

Fikir ve sanat eserleri yani telif hakları (copyrights),

Sınai mülkiyet hakları (indusrtial properties),

olarak litaratürde tanımlanmıştır.

Telif yasaları ile korunması amaçlanan insan fikrinin ifade edilmiş biçimleridir. Bu fikir kimi zaman bir kitap kimi zaman bir resim ya da şiir vb. olarak dış dünyaya yansıyabilir. Yani soyut fikirler değil dış dünyaya yansımakla somutlaşmış fikri ürünlerin korunmasından söz edilmektedir. 

Fikri mülkiyet noktasında bu hakların taşıdıkları niteliklerden söz etmek yerinde olacaktır;

a.Fikri ürünler soyuttur. Bu soyutluğun dış dünyaya yansımış halinin korunması amaçlanır.

b.Esas olan ülkesellik prensibidir. Her fikri mülkiyet hakkı bulunduğu ülke çapında korunur. Koruma hangi ülkede talep ediliyor ise o ülkenin ilgili makamlarına başvuruda bulunulur.

Her ürün farklı koruma şartları ve sürelerine tabi olabilir. Kural olarak tescil zorunludur ancak konumuz açısından önem teşkil eden telif hakları açısından ise ‘tescil’ zorunluluğu bulunmamakla birlikte tescil o hakkın kime ait olduğunun ispatı açısından faydalıdır.

Telif hakları aşağıca açıklanacak olan uluslararası anlaşmalar ile belirlenen temel ilkeler ışığında hazırlanan ulusal mevzuat çerçevesinde korunmaktadırlar. 

Türkiye’de geçerli olan “gerçek hak sahipliği ilkesi” olup ülkemizde eseri ürünü ortaya koyan ona özgün ve yeni özelliğini kazandıran her nevi karakteristik kimliğini oluşturan/hususiyet kazandıran eser sahibi/yaratıcısı korunmaktadır.

c.Fikri mülkiyet hakları süreye tabi olup telif hakları açısından kişinin yaşamı + ölüm sonrası 70 yıllık bir koruma söz konusudur. 

d.Kullanmakla sona erme söz konusu değildir. Zira ürün yaratılır ve o fikir bakidir. Sona eren yani tükenme ilkesine konu olan o eserin sahibinin rızası uyarınca baskısının yapılması, dağıtılması, nüshalarıdır. Temeldeki eserin varlığı bakidir.

e.Fikri mülkiyet hakları devir, lisans, rehin ve haciz gibi hukuki işlere konu olur; mirasla intikali mümkündür.

f.Fikri mülkiyet hakları sahibine mutlak yetki verir; anti-rekabetçidir. Sahibinin rızası dışında eser üzerinde hiçbir tasarrufta bulunulması söz konusu olamaz. Tekel (monopol) özelliği öne çıkar. 

Bu hak ticari amaçla yalnızca hak sahibi tarafından ya da onun yetkili kıldığı kişilerce kullanılabilir.

Fikri mülkiyet hakları hakkında karakteristik özelliklerden söz edilmekle bu alanda hakim olan ilkelerin telif hakkı açısından incelenmesi yerinde olacaktır. Zira fikri mülkiyet hakları açısından hakkın doğumu için aslolan ‘TESCİL’ işleminin yapılmasıdır. Bu ilke ‘tescil ilkesi’ olarak tanımlanır. 

Nitekim tescil ile birlikte hakkın kime ait olduğu belirlenir ve eserin tescil edildiği ülkede o ülke mevzuatına göre koruma kazandığını açıklayan ‘ülkesellik ilkesinin’ de devreye girmesi söz konusu olur. Zira hukuk ulusal olup her ülke kendi hukuku ile bağlıdır. Bu noktada her ülke maddi ve şekli (tescil gibi) koşulları yerine getirmek kaydı ile fikri mülkiyet hakkını kendi sınırları dahlinde korur. Her devlet yalnızca kendi ülkesinde geçerli olan hak ihlallerinden sorumlu tutulur ve hukuki imkanlar kendi hukuk düzeni ile sınırlıdır. 

Yukarıda da açıklandığı üzere dahili olduğumuz Kara Avrupası Hukuk Sisteminde olduğu gibi ülkemizde de esas olan ‘hak sahipliği ilkesi’dir. Böylelikle eseri ürünü ortaya koyan ona özgün ve yeni özelliğini kazandıran her nevi karakteristik kimliğini oluşturan/hususiyet kazandıran eser sahibi/yaratıcısı korunmaktadır.

II.Uluslararası Sözleşmeler

Telif Hakları açısından uluslararası alanda birçok sözleşme akdedilmiştir. Zira fikri ürünlerin sınır tanımaz niteliği tartışmasızdır. Ancak açıklandığı üzere Dünya Markası veya Dünya Koruması gibi bir koruma hali hazırda evrensel hukuk sisteminde yer almadığından bu eksikliğin uluslararası sözleşmeler ile doldurulması amaç edinilmiştir. Zira belirttiğimiz şekilde telif hakları açısından gerçek hak sahipliği ilkesinden hareketle koruma ülkesellik ilkesi bağlamında sağlanmaktadır.

Dünya fikri mülkiyet sistemini ve korumasını sağlayabilmek adına Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (World Intellectual Property Organization-WIPO) Aralık 1974’te kurulmuş olup hali hazırda ayrı bir örgüt olarak faaliyetlerine devam eder. 

Ancak işbu çalışmada yalnızca konumuz ile ilgisi bulunan sözleşmelere yer verilecektir. Türkiye telif haklarına ilişkin olarak 4 adet sözleşmeye taraftır. Bu sözleşmeler; 

A.Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi

1886 tarihli Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi, fikir ve sanat eserlerinin ulusal sınırlar ötesinde de korunmasını sağlamak amacıyla oluşturulan ilk uluslararası nitelikteki çok taraflı anlaşmadır.

9 Eylül 1886 tarihinde İsviçre’nin Bern şehrinde toplanan devletlerarası bir konferansta kabul edilen Sözleşme, sonuncusu 1979’da olmak üzere birçok kez revize edilmiştir.

Sözleşmede; edebiyat ve sanat eserleri tanımlanmış, eser sahibinin mali ve manevi hakları ile bu hakların kullanım süre ve koşulları belirlenmiştir.

Bern Sözleşmesinin birinci (1.) maddesi ile bu sözleşmeyi imzalayan ülkeler sözleşmenin uygulanmasına ilişkin çalışmaları yürütmek amacıyla Bern Birliği’ni kurmuşlardır. Birliğin idari işleri Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (World Intellectual Property Organization-WIPO) tarafından yürütülmektedir.

Türkiye öncelikle 1 Ocak 1952 tarihinde Sözleşmenin 1948 yılında tadil edilmiş metnine katılmış,  07.07.1995 tarih ve 4117 sayılı “Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesinde Değişiklik Yapan ve 1979’da Tadil Edilen Paris Metnine Katılmamızın Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun” ile de Bern Sözleşmesi’nin en son haline taraf olmuştur (RG:12.07.1995 tarih ve 22341 sayılı). Bern Sözleşmesi’ne hali hazırda Türkiye dâhil 168 ülke taraftır .

Bu sözleşme ile; sözleşmeye taraf olan akit Birlik Ülkeleri sözleşme ile tanımlanan eser yayımlanmış olsun olmasın iç mevzuatı uyarınca kendi yurttaşlarına hangi korumayı sağlıyor ise ülkesinde gerçekleşen her türlü eylem için kendi yurttaşı olmayan ve fakat diğer akit Birlik Ülkesi yurttaşı olan kişilerin (madde 3) eserlerine de aynı korumayı sağlamayı, her türlü tedbiri almayı, olası ihlalleri engellemeyi ve bunlara ilişkin her türlü hukuki, cezai ve idari müeyyideyi uygulamayı taahhüt eder (madde 5).

Konumuz açısından Bern Sözleşmesi’nin 10. Maddesi önem taşımaktadır. İşbu madde;

“Madde 10

(1) Hukuken topluma sunumu gerçekleştirilmiş bir eserden, mutad uygulamaya uygun bulunmak ve amacın haklı göstereceği ölçüyü aşmamak kaydıyla, basın özetleri şeklinde dergilerden ve gazete makalelerinden yapılan alıntıları da içeren kısa alıntılar yapılmasına izin verilebilecektir.

(2) Eğitim amaçlı olarak yayımlarda, yayınlarda veya ses ya da görüntü kayıtlarında resimlendirme yoluyla edebiyat ve sanat eserlerinden yararlanılmasına bu tür kullanımların adil uygulamaya uygun olması şartıyla ve amacın haklı gösterdiği ölçüde izin verilmesi, Birlik ülkelerinin mevzuatı ve taraflar arasında mevcut veya akdedilecek özel anlaşmalar ile düzenlenecektir.

(3) Bu maddenin önceki paragraflarına uygun olarak eserlerden yararlanılması halinde, mevcut olduğu takdirde eser sahibinin adından ve eserin kaynağından söz edilmesi gerekir”

şeklinde düzenlenmiştir.

İşbu düzenleme ile eğitim amacı ile yaratılan eserlere ilişkin olarak dergi, gazete vb. basılar yalnızca kullanılacak Birlik Ülkesi’nin yasal düzenlemeleri ışığında kullanım amacına aykırılık teşkil etmemekle birlikte eser sahibinin menfaatlerini etkilemeyecek şekilde izin verilmesi hususuna ilişkin yapılacak özel sözleşmeler ve Birlik Üyesi Ülkelerin iç hukuk uygulamaları devreye girebilecektir. 

B.WIPO Telif Hakları Andlaşması

1886 tarihli Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi’nin kabulünden sonra zamanla sözleşmede çeşitli değişiklikler yapılmakla birlikte yaşanan teknolojik gelişmeler sonucunda ortaya çıkan yeni ihtiyaçları karşılamadığı görülmüştür. Bunun üzerine WIPO Komitelerinde yürütülen çalışmalar neticesinde hazırlanan WIPO Telif Hakları Anlaşması (WCT) 1996 yılında imzaya açılmış ve 157 ülkenin katılımıyla kabul edilmiştir. Ancak söz konusu Anlaşma 2002 yılında yürürlüğe girebilmiştir. 

WIPO Telif Hakları Antlaşması kapsamında; bilgisayar programları ile veri tabanlarının tanımı yapılmış ve ilim ve edebiyat eserleri kapsamında korunacağı ifade edilmiş; eserlerin özgün nüshaları ya da kopyalarının satılması ya da sahipliğinin el değiştirmesi yoluyla topluma sunulmasına, kiralanmasına, eserlerinin telli ya da telsiz yöntemlerle topluma iletilmesine izin verme hususunda eser sahiplerine münhasır yetki tanınmış; eser sahibinin haklarına getirilebilecek istisnalar belirlenmiş; eser sahiplerince kullanılan teknolojik yöntemlerin etkisiz hale getirilmesine karşı gerekli yaptırımların düzenlenmesi zorunlu kılınmıştır.

Türkiye Anlaşmayı; 02.05.2007 tarihli ve 5647 sayılı WIPO Telif Hakları Anlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun ile kabul etmiştir (RG:14.05.2008 tarih ve 26876 sayılı). Türkiye, 28 Kasım 2008 tarihi itibariyle Anlaşmaya taraf olmuştur. Sözleşmeye hâlihazırda 93 ülke taraftır .

İşbu sözleşme Bern Anlaşması madde 20 ile belirlenen ‘özel anlaşma’ niteliğinde olup sözleşme ile eser sahibinin münhasır hakları ve koruma talebi düzenlenmiş olup akit devletler iç hukuklarını işbu sözleşmelere uygun düzenlemelere yer vererek geliştirmeyi kabul, beyan ve taahhüt etmiştir. Nitekim sözleşmenin ‘Giriş’ bölümünde; 

“Âkit Taraflar,

Edebiyat ve sanat eserleri sahiplerinin haklarının mümkün olduğunca etkili ve aynı tarzda korunmasını devam ettirmeyi ve geliştirmeyi isteyerek,

Yeni uluslararası kuralların sunulması ve yeni ekonomik, toplumsal, kültürel ve teknolojik

gelişmelerin oluşturduğu sorulara yeterli çözümlerin sağlanması amacıyla mevcut belirli kuralların yorumlarına açıklık getirilmesi ihtiyacını bilerek,

Edebiyat ve sanat eserlerinin yaratılması ve kullanımına ilişkin bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişim ve birleşiminin güçlü etkisini bilerek,

Edebiyat ve sanat alanındaki yaratıcılığın özendirilmesinde telif haklarının korunmasının

ehemmiyetini vurgulayarak,

Bern Sözleşmesinde yansıtıldığı üzere, eser sahiplerinin hakları ile daha büyük kamu çıkarları arasında, özellikle eğitim, araştırma ve bilgiye erişim konularında, dengenin sürdürülmesi ihtiyacını bilerek,”

Hareket etmeyi taahhüt etmişlerdir (madde 12) . 

C.Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Anlaşması (TRIPS Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rigths)

Dünya ticaretini düzenlemeyi amaçlayan Dünya Ticaret Örgütü fikri mülkiyete konu olan hakların gelişmesine paralel ticaretin bu alanda yürütülmeye başlaması npktasında hem haksız rekabetin önlenmesi hem de fikri mülkiyet haklarının korunması adına TRIPS uluslararası alanda bu konunun asgari standartlarını belirlemiştir. 

TRIPS, bugüne kadar fikri mülkiyet alanında uluslararası düzeyde kabul edilen en kapsamlı anlaşma olarak geçmektedir. Anlaşmanın önemi, Paris ve Bern Anlaşmalarına atıfta bulunmakla birlikte, bırakılan boşlukları da doldurma işlevi görebilecek nitelikte olması ve kapsam-yaptırım açısından daha geniş kabul edilmesidir.

Anlaşmanın amacı; uluslararası ticaretteki engelleri ve düzensizlikleri azaltmak, fikri mülkiyet haklarının uygulanmasına ilişkin usul ve önlemlerin ticaret için bir engel teşkil etmemesini sağlamaktır. Bu amaca yönelik olarak, fikri mülkiyet haklarının tanınması, gerekli korumanın sağlanması, üye ülkelerin ulusal planda ve birbirlerine ait fikri mülkiyet haklarını korumaları bağlamında asgari standartların belirlenmesi gibi hususlara anlaşma kapsamında yer verilmiştir. TRIPS bir çerçeve anlaşma olup, üye ülkeler ulusal mevzuatlarını hazırlarken kabul edilen asgari standartlara uymak zorundadır. 

DTÖ üyelerince kabul edilen TRIPS Anlaşmasının uygulanması için DTÖ bünyesinde Ticaretle Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Konseyi  (TRIPS Konseyi) kurulmuştur. Konsey, üye ülkelerin ulusal mevzuatlarını gözden geçirme ve TRIPS ile belirlenen standartlara uyulup uyulmadığını denetlemekle görevli olup, DTÖ bünyesindeki 4 ana Konseyden biridir. 

Türkiye ile ilgili ilk gözden geçirme 2000-2001 döneminde tamamlanmış olup mevzuatımız anlaşma hükümleri ile büyük ölçüde uyumludur.

DTÖ’nün kurucu üyelerinden olan Türkiye, TRIPS Anlaşması’na DTÖ kurulurken taraf olmuş, gelişmekte olan ülkeler için geçiş sürecinden de faydalanarak DTÖ kurulduktan 5 yıl sonra 2000 yılında anlaşma hükümlerini uygulamaya başlamıştır.